Ana SayfaGüncelBAĞIMLILIKLAR VE SAÇMALIKLAR ÇAĞI

BAĞIMLILIKLAR VE SAÇMALIKLAR ÇAĞI

BAĞIMLILIKLAR VE SAÇMALIKLAR ÇAĞI

Uyuşturucular tarihi üzerine uzman olan Amerikalı ünlü yazar ve bilim adamı David T. Courtwright, içinde yaşadığımız çağı, bir bağımlılıklar çağı, İrlandalı yazar Michael Foley ise bir saçmalıklar çağı olarak tanımlıyor (David T. Courtwright, Bağımlılıklar Çağı, Çev. F. Cem Arı, 2021, İstanbul, al-Baraka Yayınları; Michael Foley, Saçmalıklar Çağı, Çev. Algan Sezgintüredi, 2019, İstanbul, Domingo Yayınları).

Bireylerin ve toplumların birileri tarafından güdülenmesi, hileli şekilde yanlış istikametlere yönlendirilmesi, aldatılıp, kandırılması, sayılamayacak kadar çok kötü alışkanlıklara bağlı ve bağımlı kılınması, yalnızca bizim değil, istisnasız bütün yeryüzü toplumlarının baş belası haline gelmiştir.
Bağımlılık, “…zorlayıcı, şartlı, nüksetme eğilimli ve zararlı davranış modeli” olarak tanımlanır. Bağımlılık, kişinin müptela olduğu şey tarafından benliğinin bazen yavaş yavaş, bazen de çok daha hızlı bir şekilde ele geçirilmesidir. Profesör Courtwright, günümüzün yeni hazlar, kötü alışkanlıklar ve bağımlılıklar üzerinden faaliyet gösteren, kazanç sağlayan, insanları sömüren kapitalizm türüne, beynin düşünmeksizin duygularla hızlı tepki veren limbik sistemine atıfla ‘limbik kapitalizm’ demektedir.

Limbik kapitalizmin çarkı, hazlar, kötü alışkanlıklar ve bağımlılıklar ile döner. Zararlı şeylere direnen beynin uysallaştırılması anlamına gelen bağımlılık kavramı bugün internet, video oyunları, şeker, alışveriş, karbonhidrat, kola, internet pornografisi, çevrim içi kumar ve benzeri pek çok şeyi kapsamaktadır.

Günümüzde bağımlılık yaratan ürünlerin ve zevklerin tasarlanması, üretilmesi ve pazarlanması milyar dolarlara hükmeden dev bir sektör haline gelmiştir. Sürekli büyüyen bu dev haz ve zevk çarkı hızla kana yayılan zehir misali bütün insanlığı kuşatmaktadır. Bu çarkın hiç durmaması, hep daha hızlı dönebilmesi için, pazarın 7/24 ritmiyle iletişim hâlinde sürekli tüketecek uykusuz, uykuya dirençli, tüketim bağımlısı, tutkulu insan tipleri oluşturulması elzemdir. Kapitalist zekâ, vücudun uykuya olan ihtiyacını azaltarak onu mümkün mertebe uyur-uyanık bir modda tutmakta, onu bir hazdan diğerine uçurmak için gecesini gündüzüne katmaktadır. Uykuyu tamamen yok etmek mümkün olmasa da onu talan edip parçalamaktadır (J. Crary, 7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu, Çev. Nedim Çatlı, 2015, İstanbul: Metis Yay., s. 15, 27.)

İnsanların reklam yoluyla tüketime yönlendirilebilmeleri için, kendilerini acze düşürecek ve itaate mecbur edecek bir uyku yoksunluğuna maruz bırakılmalarına ve onlara dayatılan şeyleri tüketmeye kendilerini mecbur hisseder hale getirilmelerine çalışılır.

Türlü manipülasyonlarla gençlerin ve çocukların en soylu melekeleri, her türlü becerileri ve yetenekleri korkunç bir tüketim çılgınlığının kucağında uyku moduna alınmıştır. Sahip oldukları değerleri ve inançları, besledikleri ümit ve hayaller köreltilerek algıda ve eylemde pasif bir miskinliğe itilmektedirler.

Dünya gençlerinin ve çocuklarının büyük çoğunluğu fakirlik, eşitsizlik, ayrımcılık, hastalık, çocuk istismarı, eğitimde fırsat eşitsizliği, aile yuvasından mahrumiyet gibi sorunlarla bi zaaf duyulan ürünler belirler, gencin önüne serilen bu dünyada erimesi ve yok olması istenir. Sürekli daha fazla bombardımana tutulur. Bağlantı kurulan, çengel atılan, bağımlı kılınan, denetim ve tahakküm altına alınan çocuk ya da genç, kısa zamanda uysallaştırılır, esaret altına alınır. Bedeninden ve asli ihtiyaçlarından sıyrılan, cisimsizleşen, ruhu silikleşen, duyu algıları araçsallaşan gencin beyni emir ve yönlendirmelere açık hale getirilir. Çoktan teslim bayrağını çekmiştir.

Gencin hayatını sahte ve suni ihtiyaçlar etrafında her gün yeni baştan kuran ve şekillendiren bu kafeteryanın bir de görünmeyen gömülü bir ideolojisi vardır. O da varoluşunun derinlerine sızıp inerek, gencin ruhunu ve benliğini ele geçirmektir. Kafeterya vitrininde teşhir edilen ürün yelpazesi yalnızca teknoloji ve yeme içme gibi ürünlerden ibaret değildir. Akımlar, eğilimler, fikirler, ideolojiler de bu vitrindedir. Kapitalizm sadece arzu, istek ve duyguları tahrik etmek, onlara hitap etmekle yetinmez. Aynı zamanda konformizme yaslanan bir kitle kültürünü yaygınlaştırmayı da amaçlar. Uyku moduna aldığı dijital kuşağın inanç dünyasını tarumar etmek için ruhu, gönülleri okşayan mesajlar, sloganlar yollar. Burada etkili strateji ve yöntemler kullanmak önemlidir. Çocuk ya da genç; hayatları bir alacakaranlık kuşağına hapseden, her şeyi bir anda yalayıp yutan, önüne geleni ıskartaya çıkarıp çöplüğe atan paralı bir kudretin bu görkemli kafeteryasında başka bir âleme çoktan ışınlanmıştır.

Kapitalizmin günümüzde en çok işe yarayan taktiklerinden biri de herkesi ya milyoner ya da meşhur olabileceğine inandırmasıdır. Kuzey İrlandalı yazar Michael Foley bunu şöyle eleştirir: “Oysa zirvede sadece birkaç kişiye yer vardır ve zirvede yer alabilecek beceriye de çok az kişi sahiptir. Kapitalizmin en büyük güçlerinden biri, herkesi mülk sahibi, girişimci ve hissedar olmaya teşvik ederek projesine dâhil etmektir (M. Foley, Saçmalıklar Çağı, Çev. Algan Sezgintüredi, 2019, İstanbul: Domingo Yay., s. 7, 38).


Şiddet ritminin giderek artırıldığı tacizlerle gencin, ona şah damarından daha yakın olan Rabbine imanı ve sadakati sarsılır. Çünkü bu şeytani düzeni kuranlar, ilk iş olarak insanların Yüce Yaratıcıya inanma, O’na bağlanma, O’nda teselli bulma, O’ndan imdat isteme duygularını sıfırlamayı elzem görürler. Bunun ardından da Müslüman gencin içindeki peygamber sevgisini ve bağlılığını gevşetmeye çalışırlar.

Kapitalist sistem, pek bencil ve kıskançtır. Kendi yarattığı bağımlılıklara rakip bağlılıklara ve bağımlılıklara, sevgilere asla tahammül edemez. Allah ve peygamber inancı söküldükten sonra, Kur’an-ı Kerim, ibadet, dua, ahiret gibi din namına ne varsa tamamının ıskartaya çıkarılması kolaylaşır. Amaç, dört bir yandan kuşatılmış gencin, her an, her türlü tehlikenin kol gezdiği insanlık dışı bir dünyanın dehlizlerinde boğulmasıdır. Bu amaçla onun, genç bir mümin olma ve öyle kalma ideali ve özlemi günbegün zayıflatılır. Gencin belleğindeki inanan bir mümin olma hâli ile inançsız bir birey olma hâlini birbirinden ayıran tüm sınırlar ve çizgiler giderek eritilir ve yok edilir.

Kendi dünyasına gömülmüş gencin, mümince yaşama anlayışının, bütün inanç ve ideallerinin tükenişiyle yüzleşmesine bile izin vermez. Sonuçta imanın nurundan uzaklaşma, dünyeviliğin sahte parlaklığı ile kuşatılma, genç adına trajik bir kopuştur. Müslüman genç, Rahman ve Rahim olan Allah’ın hamiliğinden koparılmış, tüketim putlarının rutin ve mekanik döngüsüne teslim edilmiştir. Bu kafeteryanın ışıklı vitrinine dizilen sayısız ürün, talan edilip yağmalanmış mazlum coğ gerekir. Kendilerini bu ölçülere vurmak, eksiklerini tamamlamak, bu ölçülere aykırı fazlalarını kesip atmak, yanlışlarını düzeltmek zorundadırlar. Bir sürü eksiğine ve gediğine, uygunsuz ve yaramaz hallerine rağmen, uluorta, ileri geri büyük laflar etmek hem yanlış hem de çok tuhaf olmaktadır. Şeytan insana bazen batılı hak diye yutturur da, insan hakka hizmet ettiğini zannedip batıla, İslam’a hizmet ettiğini sanıp hiç farkında olamadan batıla ve küfre hizmet ediyor olabilir. Neûzu billah! Bu yüzden Allah’tan daima, O’nun hidayetini, bizi en salih ve en doğru hal ile hallendirmesini niyaz etmeliyiz. Allah muhafaza, melek görünümlü şeytanlara kapılabilmek, şeytanın damarlarımızda kan gibi akıp dolaşması, genlerimize bile işlemesi mümkündür.

Hz. Hüseyin Kerbelâ’da bir konuşma yapar, kendisini ve davasını anlatır. Konuşmasının sonunda oğlu Ali Ekber ona şöyle bir soru sorar:

  • Babacığım! Sizin sözleriniz bu kitleye neden etki etmiyor?

Hz. Hüseyin oğluna şu ibretlik cevabı verir:

  • Etmez evladım! Çünkü onların karınları Yezid’in verdiği haram

lokmalarla doludur, onun için etmez!


Bir mümin için güzel, en değerli ve en lezzetli üç şey vardır. Bunlar: Tilâvetü’l-Kur’ân (Kur’an okumak), musahabetü’l-ihvân (dostlarıyla sohbet etmek), mülâkâtü’r-Rahmân (Rabbiyle buluşması)’dır.

BAŞKA BAĞIMLILIKLARIMIZ!

İnsanların çok çeşitli bağımlılıkları olabilir. İnternet bağımlığından tutun da esrar, eroin, alkol ve madde bağımlılıklarına kadar, bağımlılıkları sayıp bitirebilmek bile mümkün değildir. Bu bağımlılıklardan önemli bir bölümü, AMATEM (Alkol ve Madde Tedavi Merkezi) gibi merkezlerde tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Ancak mal, mülk, servet, makam, mevki, koltuk, lüks, gösteriş, haz, kumar, kadın gibi bazı başka dünyevi bağlılıklar ve bağımlılıklar da vardır ki, bunları bu tedavi merkezlerinde ve bildik yöntemlerle tedavi edebilmek mümkün değildir. Bu tür bağlılıklar ve bağımlılıklar herkeste olabilir. Fakat bunlar, Müslümanlık iddiasında bulunanlarda çok daha çirkin ve sakil durur; çok daha fazla dikkat çeker ve tuzun kokması gibi çok daha vahim sonuçlar doğurur.

Günümüzde basın yayın organlarında sosyetik Müslümanlar ve süslümanlarla ilgili pek çok üzücü haber ve yorumlar çok daha fazla dikkat çekici hale gelmiştir. Sırf gösteriş için sırça köşklerde, lüks mekânlarda “Baby Shower” mevlitlere oluk oluk paralar akıtılması sıradanlaşmıştır. Gelinle damadın muhakkak bir merdivenden aşağı indiği, İngiliz kraliyet balolarını bile geride bırakan özentili düğünler yapılmakta, düğün sonrası ‘After Partyleri’ de ihmal edilmemektedir. Ezanlarla, ilahilerle karışık yoz bir müzikle eğlenen, lüks yatlarda beyaz elbiseleriyle doğum günü partileri düzenlemeyi alışkanlık haline getirmiş, gösteriş düşkünü, dünya ve madde bağımlısı Müslümanlar haddinden fazla çoğalmıştır. Bu olup bitenleri sağlam ve sağlıklı gelişmeleri olarak kabul edebilmek mümkün müdür? Peki bu hastalıkların tedavi edilmesi gerekmiyor mu? Bunları kim, nasıl ve nerede tedavi edecektir?

Peygamber Efendimiz: “Korumasız bir sürüye saldıran iki aç kurdun, bu sürüye verdiği zarar, mal, mülke, şan, şeref (mevki, makam, itibar) hırsıyla kişinin kendi dininean başka işlere hiç zaman ayıramıyorlar. Adı sivil, kendi resmi bazı STK’cılarımız, İslami çalışmaların da sadece ve ancak para ve güçle yapılabileceğine iman etmiş durumdalar. Bunlar çok mu sağlam ve sağlıklı? O zaman, bunları kim, nasıl ve nerede tedavi edecek?
Bazı hocalarımız, Hazreti Peygamberin, açlıktan karnına taş bağladığını anlatarak, insanlardan para sızdırmaya çalışıyor. Fuhşa, fahşaya, türlü haramlara, faize, zulüm ve haksızlıklara, adaletsizliklere karşı çıkmak, nehy-i anil münker yapmak yerine, yeri geldiğinde içimizden maslahat, ehven-i şer gibi gerekçelerle gıkını bile çıkaramayanlar, fetvalar uydurmaya çalışanlar az mı? Mevcut statükoyu devam ettirerek bundan çıkar ve menfaat devşirmek, haram kazanımlarını kaybetmemek için kendini bile kaybetmiş bu gibiler hasta değil mi? Bunları kim, nasıl ve nerede tedavi edecek?

En acısı ve en kötüsü, İslam’a ve Müslümanlara umut bağlamış, fakat aradığını bulamamış, açlık sınırının altındaki asgari ücretiyle on nüfusu geçindirmeye çalışan, çoluk çocuğunun gıda ihtiyacını ve okul masraflarını bile karşılayamayan, işsiz, güçsüz, parasız, pulsuz, mesleksiz olduğu için evlenemeyen, borç batağında inim inim inleyen nice garipler var. Müslüman geçinenlerin, bu garip gurabanın beklentilerine cevap verememeleri bir yana, din ve dindarlık adına yapılan pervasızları, lükse, yalana, israfa, gösterişe, hazza, umarsızlığa batmış yaşam tarzları karşısında, insanların bu yanlışlıkları yapanları değil de İslam’ı ve Müslümanları sorgulamalarına kim, nasıl cevap verecek?

Hiç kimse kusura bakmasın ama bu hal ve
gidişat, hiç de iyi ve hayırlı bir gidişat değildir. Bu dünya sevgisi, bu madde bağımlılığı, bu vehn krizleri hepimizin mahvına sebep olacak büyüklüktedir.

Hazreti Peygamber:  “Sizden öncekileri mal sevgisi helak etti. Bu sevgi onlara akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişkiyi kesmeyi emretti, kestiler.  Cimriliği emretti, cimrileştiler.  Günahı emretti, günahlara daldılar. Zulmü emretti, zulüm yaptılar. En sonunda da helak oldular!” (Camiu’s-Sağir) buyuruyor. Aynı sebepler, aynı sonuçları doğuracağına göre, biz bu olup bitenler karşısında, bu uyarının bizim hakkımızda da tam anlamıyla gerçekleşmeyeceğinden, bizim de helak olmaktan korkmamız gerekmiyor mu? Ne zaman aklımızı başımıza alacağız, derlenip toparlanacağız?

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN POPÜLER

SON YORUMLAR